Tıp hukuku olarak da adlandırılabilen sağlık hukuku sağlık hizmetleri kapsamında işleyiş esnasında çıkabilecek tüm sorunların çözümünde geçerli olan hukuk kurallarının bütünüdür. Tıbbın tüm branşları ile hukukun ceza, hukuk ve idare alanları, işletme ve sigortacılık bölümleri, ekonomisi gibi her olgu üzerinde çıkabilecek problemlerin çözümünde bu hukuk dalı devreye girer. Psikolojiyi ve sosyolojiyi etkileyecek olan sorunlar da bu kapsama alınmıştır. Sağlık hakkı sağlık hukuku çerçevesinde de değerlendirilir.

Bu hukukta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 25. maddesi dikkate alınmıştır. Bu maddede istisnasız olarak herkesin hangi haklara sahip olduğu, net bir şekilde sıralanmıştır. Anayasamızın 17/2. maddesinin yaşam hakkının en temel unsurlarından biri olarak kabul edilen sağlık hakkını güvence altına aldığı unutulmamalıdır. Tüm bunlar sağlık hukukunun genel çerçevesi hakkında fikir sahibi olunmasını sağlar.

Hasta hakları sağlık hukukunun temel unsurları arasında yer alır. Bu haklar, bireylerin sağlık hizmeti alırken “beden tamlığını koruma hakkı” ve “yaşama hakkı” çerçevesinde belirlenmiştir. Sağlık alanında verilen hizmetler de bu temel unsurlar dikkate alınarak belirlenmiş olan kurallar dikkate alınarak gerçekleştirilir. Yasalar, yönetmelikler ve kurallar bu doğrultuda belirlenmiştir. Hekimler hastaya verdikleri zararlardan dolayı yasalar karşısında sorumludur. Hastaya verilen zarar tıp bilimi, ahlak ve hukuk düzeni yani yasalar çerçevesinde belirlenir. Ancak bazı durumlarda hekim kusurlu olmasa dahi hastanın bir zarar uğraması durumunda kanun çerçevesinde sorumlu tutulabilir. Sağlık hukukunda adil kararlar verilmesi temel esaslardandır.

Sağlık Hukuku hem hastanın hem hekimin hem de sağlık çalışanlarının haklarını koruyan bir hukuk dalıdır. Bu doğrultuda tarafların mağdur edilmemesi için devreye sağlık hukuku girer. Sağlık hukukuna her bireyin ihtiyacının olduğu kesindir. Çünkü her bireyin doğumundan ölümüne dek sağlık hizmetlerine ihtiyaç duymaktadır.